güncel kampanyalar

Dünyamız giderek yaşlanıyor… Yeryüzündeki insan nüfusu giderek artarken bunların besin ihtiyaçlarını karşılamak için de gıda üretiminin aynı oranda artması gerekiyor. Kaynaklar ise pervasızca tüketiliyor ya da kirletiliyor. İnsanların gıda ihtiyaçlarına karşılamak adına yapılacak üretimler, daha çok ürünü daha hızlı şekilde ve daha az maliyetle yapmak adına doğal yöntemlerden oldukça uzakta gerçekleştiriliyor. Gıda ürünlerindeki doğal üretimin günümüzde arka plana atıldığını, gerek gdo’lu ürün üretimi gerekse farklı kimyasallar eşliğinde paketlemelerle yiyecek-içecek ürünlerinin tüketiciye sunulduğunu görmekteyiz.

 

 

 

Tüketicileri Bekleyen Tehlikeler Neler?

 

Her ne kadar dünyanın artan nüfusuna karşılık gıda üretiminde teknolojiden faydalanmanın gerekliliğini bilsek de ben bunun bir sınırı olması gerektiğini düşünenlerdenim. Nitekim gıda ürünlerindeki genetik değişiklikleri, koruyucu maddeler, çeşitli kimyasallar eşliğinde genel vücut kimyamızın bozulduğunu yazılı ve görsel medyadaki sağlık programları vasıtasıyla uzmanlardan duymak mümkün. Bu bağlamda kullanılan ürünlerin çoğunun kanserojen madde içerdiğini okuyoruz. Kısacası ana rahminden başlayan bir süreç ile birlikte yaşamın en başından etkilenmeye başladık!

 

 

Tüketiciler Olarak Neler Yapabiliriz?

 

Yapabileceklerimizin sınırlı olduğunu söyleyerek lafa başlayabiliriz. Peki neden? Gıda üretiminde teknolojiyle birlikte gelinen son nokta, maalesef ki sofralarımızın büyük bir bölümüne sirayet etmiş durumda. Dikkat edebileceğimiz sayılı noktalar var. Bir düşünelim nedir bunlar diye…

Yoğurt; sofralarımızın baştacı yoğurdumuzu bizzat kendimiz yaparak sağlıklı beslenme konusunda en büyük adımı atmış olacağımızı söyleyebiliriz. Uzmanların neredeyse tamamı, evde yoğurdumuzu kendimiz mayalayıp tüketmenin çok sağlıklı olduğunu vurgulamaktadır.

Salça; tüm sofralarda kullandığımız salçamızı bizzat kendimiz yapıp sağlıklı şekilde tüketip saklayabiliriz.

Ürünlerin son kullanım tarihleri; yukarıda da bahsettiğimiz gibi birçok ürün, raf ömrünü uzatmak adına çeşitli kimyasallarla birleştiriliyor. Bu da kanserojen madde ihtimalini arttırıyor. Bir de bunlar arasında son kullanma tarihi geçen ürünleri kullanmak daha büyük tehlikelere yol açıyor. Bu açıdan alışverişlerimizde gıda ürünlerinin son kullanma tarihine kesinlikle bakmalıyız. Son kullanım tarihi geçmiş ürünleri yetkililere bildirerek daha taze ürünlerin bulundurulmasını sağlayabiliriz.

 

 

“Elimizi nereye atsak orası için kanserojen madde diyorlar” diye içinizden söyleniyorsunuz muhtemelen. Haklılık payınız da var. Kanserojen olmayan bir şey kalmadı ama en azından kanserojen madde etkilerini en aza indirmek için bireysel anlamda önlemler almak mümkün. Benim yazdıklarım sadece konuya dikkat çekmekten ibaret. Umarım bu konuda daha duyarlı oluruz. Unutmayın; kanser, soğuk algınlığı gibi bişey değildir. Öyle camı açık bırakıp uyuyakalıp sabah hapşırma şeklindeki soğuk algınlığı gibi hızlıca kendisini belli etmez. Bugün maruz kalınan kanserojen maddeler, yıllar sonra karşımıza çıkabilir. Herkesi sağlıklı yaşamaya olmasa da sağlıklı yaşam için elinden geleni yapmaya davet ediyorum, hoşçakalın.

 

b grubu memurluk
Kategori: Genel

Ekrem Özdemir Hakkında

Sabırlı, sakin, bildiğini paylaşmaktan keyif alan faydacı yaklaşımına sahip bir kişilik... Okundukça anlaşılacak biri değil, anlaşıldıkça okunulacak biri...

Yorum Yazın




ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları ziyaretçilerin kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan bakalimbilelim.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

%d blogcu bunu beğendi: